Kurumsal

Bireysel

EN

"Dünyanın İlk Mizaç 
Merkezine Hoş Geldiniz"

Mizmer Bireysel Danışmanlık
mizmer

Ve Yaratıcılık “İnsan” ile Göründü…

Yaratıcılık 1950’li yıllarda ilk defa Guilford tarafından tanımlandığından beri popülerliğinden bir şey kaybetmeyen önemli bir kavramdır. Yaratıcılığı; ana yoldan ayrılarak özgün bir ürün ortaya koymak, problemi çözerken esnek olmak, deneye açık olmak ve kalıplara sığmamak olarak tanımlayabiliriz. İnsanların temel ihtiyaçlarından biri olan üretme ihtiyacı yaşam boyu devam eder. Üretkenliğin en tatmin edici yanlarından biri de şüphesiz bir şeyler yaratmaktadır. Her insanda olan üretme ihtiyacı aynı şekilde gözlenmez. Kimileri daha önceden yapılmış şeyleri tekrar ederken kimileri yepyeni ürünler ortaya koyarlar. Bilimsel gelişmeyi sağlayan da bu yepyeni ürünlerdir. Peki herkes aynı derecede yaratıcı mıdır? İnsanları daha yaratıcı yapan nedir?

 

Mucitleri diğer insanlardan ayıran bir şey var mı?

 

Mesela Thomas Edison’un hayatını yaşayan Sigmund Freud olsa aynı çevresel şartlar, aynı eğitim imkanları sayesinde o da ampulü icat eder miydi? “Hayır” dediğinizi duyar gibiyim. Her bireyin “varoluşsal konumu” farklı olduğu için ortaya koyulan ürün de farklı olmaktadır.

 

Örneğin; Kusursuzluğu Arayan Mizaç Tipindeki (DTM1) bireyler, sistem ve düzen kurma yönündeki ilgisiyle, kusurlara karşı hassas olmasıyla yaratıcılığını kurduğu düzeni kusursuzlaştırma yönünde kullanırken, Keşfetmenin Hazzını Arayan Mizaç Tipindeki (DTM7) bireyler yaratıcılığını farklı bakış açısı ve yenilik getirme, sistemde var olan verileri farklı işlevlerde kullanma vb. alanlarda kullanabildiğini görebiliriz.

 

Yaratıcılık geliştirilebilen bir beceridir. Bireylerin kendi mizaç tiplerinin özelliklerine göre çeşitli alanlarda yaratıcı olabileceğini fark ederiz.  Bununla birlikte bireyin temel arayışlarını göz ardı ettiğimizde ise; ortaya koyabileceği yaratıcılığını ketlemiş oluruz. Örneğin; Bilginin Anlamına Ulaşmayı Arayan Mizaç Tipindeki bir çocuğun sosyal ilgisinin düşüklüğüyle, sürekli sosyal ortamlarda bulunmaya zorlanması, bilgide derinleşmesini engeller ve dolayısıyla yaratıcılığını olumsuz etkiler. Ya da bireylerin yaratıcı olma niteliklerini bilmemiz ve yaratıcılık potansiyellerini nasıl artırabileceğini bilmemiz, elbette o bireyin yaratıcı ürünler geliştirmesine yardımcı olacaktır. Örneğin; Duygunun Anlamını Arayan Mizaç Tipindeki bireyler estetik bakış açıları, sanatsal faaliyetlere olan yatkınlığı ve özgünlükleri sayesinde toplum tarafından yaratıcı olduklarına dair pek çok bildirim alırlar. Böylece toplum tarafından farklı algılandığı için, zaten var olan yaratıcılık potansiyelini, farklı olma isteğiyle birleşerek daha da gelişeceğini öngörebiliriz. Ancak bizler “yaratıcı olma ürün oluşturma” potansiyellerinin rastgele ketlenmesi ya da motive edilmesinden ziyade farkedilerek geliştirmesi yönünde çaba harcarsak, çok daha yaratıcı ve dolayısıyla üretken bireyler yetiştirebiliriz. Kısaca; “yaratıcılık” kavramı her insanda var olan ve farklı biçimlerde ortaya çıkabilecek bir kavramdır. Ancak insana dair olan her alanda olduğu gibi “yaratıcılık” kavramını da bireysel farklılıkları yok sayarak ele almak mümkün değildir. Bireyler; mizaç tipi özelliklerini ve temel motivasyonlarını bildikleri noktada, “yaratıcılık” alanlarını oluşturup, ürünlerini nitelikli hale getirebilirler. Örneğin; DTM6 bireyler tutumlu yapısıyla elindeki tüm malzemeleri kullanma konusunda yaratıcı iken DTM4 bireyler elindeki malzemelerden estetik ürünler ortaya koyma konusunda yaratıcı olabilir. Bu nedenle; hem kendi, hem de iletişimde olduğumuz bireylerin mizaç yapısını bilirsek, yaratıcılıklarını tetikleyeceğimiz noktaları da bilmiş oluruz. Ya da mizaç yapılarına göre “yaratıcılığın” ketleneceği alanları bilirsek daha kaliteli ürünler elde etmiş oluruz.

 

Yaratıcılık; küresel yaşam becerileri içinde önemi gittikçe artan ve bu becerinin gelişimi için eğitim programlarının yeniden revize edildiği üretken bir kavram olarak insanla yakından ilgilidir. Hak ettiği değeri bulmasıyla da insanlığın karanlık evlerden bir ampul sayesinde aydınlık evlere kavuşması gibi bugün hayal edemediğimiz pek çok yeniliği hayatımıza katacaktır.