Kurumsal

Bireysel

EN

"Dünyanın İlk Mizaç 
Merkezine Hoş Geldiniz"

Mizmer Bireysel Danışmanlık
mizmer

Bağlanma Stilleri

Şu an olduğumuz insan nasıl olduk? Şu an olduğumuz insana dönüşürken, neler bunun üzerine etkili oldu? Ne kadar etkili oldu? Bu sorular ve cevapları psikoloji ve psikiyatri bilimi özelinde ve sosyoloji, siyaset bilimi ve hatta tarih bilimlerinde disiplinler arası bir subje olarak defalarca tartışıldı. 2000’li yılların başından itibaren evrimsel sosyoloji ve evrimsel psikoloji de akademik ve entelektüel çevrelerde oldukça tartışılan başlıklar haline geldi. Su götürmez bir gerçektir ki; insan diğer pek çok memeli canlının aksine, dünya ile yüzleşmeye hazır olarak hayata gözlerini açmaz. Hemen diğer tüm memelilerin aksine insan dünyaya geldiği vakit, ne yürüyebiliyor, ne kendi kendine beslenebiliyor ne de konuşabiliyordur. Dolayısıyla, diğer memelilerin öğrenme mekanizmaları ve karakter şemaları genellikle genetik olarak aktarılabiliyorken, insanların öğrenme mekanizmaları ve karakter özellikleri içine doğdukları mikro ve makro çevrelerin büyük etkisinde şekillenmektedir. Her birey mizacı ve benzersiz kişiliği ile bu geçiş döneminde farklı şekillerde yaşar “Bağlanma” da dolayısıyla dünyadaki ilk dakikalarımızdan itibaren çevremizden edindiğimiz bir şey olarak karşımıza çıkıyor olabilir. Bu bağlamda, pekçok gelişimsel psikolog bağlanmanın üç ana yolu olduğunu düşünmektedir. Birinci yol, “güvenli bağlanma”, herhangi bir stresli durumda anksiyetelerini normalize etmek için ebeveynlerini güvenli istasyon olarak kullanan çocuklarla ilgilenir. İkinci yol, “kaçıngan bağlanma”, ebeveynlerini konfor ve güvenliğin merkezi olarak kullanamayan çocukların üzerine eğilir. Bu çocuklar ebeveynlerinden uzak durmaya ya da onları yok saymaya meyillidirler. Üçüncü yol ise “çelişen bağlanma” olarak adlandırılır ve bu çocuklar düzensiz ve çelişkili şekillerde ebeveynlerini kullanmaya eğilimlidirler. Bu çocuklar oldukça fazla ebeveynlerine tutunsalar da, öfke  ve reddedici hareketler de göstermektedirler.

 

Bağlanma yollarının kişiden kişiye değiştiği durumların mizaçla ilişkisine baktığımızda durumu yorumlamamız kolaylaşacaktır. Her çocuğun taşıdığı mizaç özellikleri bağlanma kavramı üzerinde olumlu ve olumsuz etkiler oluşturabilir. Bu etkiler üzerindeki en önemli faktör aile tutumlarıdır. Örneğin; “Kusursuzluk Arayan Mizaç Tipindeki” çocuklar kontrollü olma eğilimdedirler. Bu kontrollü, saygılı, ağırbaşlı tutumları sayesinde aile içerisinde uslu olmalarıyla bilinirler. Aile içerisindeki bu durum “Kusursuzluk Arayan Mizaç Tipi” çocukları için güvenli bağlanma ile ilişkilendirilebilir. Fakat aile tutumları bu çocukların üzerinde ebeveyn korkusu olarak oluşturulduğunda yanlış bir şey yapmış olmaktan dolayı içsel rahatsızlık duyan çocuklar güvenli bağlanmalarını kaygılı bağlanmaya bırakabilirler. Başka bir örnek verecek olursa; ‘Duyguları Hissetmeyi Arayan Mizaç Tipi’ çocuklar aile içerisinde bekledikleri sevgiyi görmek için aile üyelerine çok kolay yanaşabilir ve açıkça sevgi-ilgi talebinde bulunabilirler. Aile bireylerinden kendilerine olan sevgilerini fiziksel olarak sık sık sarılma öpme gibi davranışlarla ya da sözel olarak seni çok seviyorum söyleme şeklinde göstermelerini beklerler. Bu açık tutumları aile tarafından ihtiyaçlarının karşılanması sağlar ve bu durum güvenli bağlanmaya ön ayak oluşturur. “Hayran Olunacak Kendilik İmajı Arayan Mizaç Tipi”ne göre ailelerinin başarılarıyla gurur kaynağı olan çocuğu olurlar. Çünkü aileleri tarafından kabul, değer görmelerinin ve sevildiğini hissetmenin tek yolu başarılı olmak üzerine dair bir inanç taşırlar. Kendisini başarısız hisseden çocuklar ebeveyn aileleri kaybedecekleri üzerine bir inanç geliştirebilir ve kaygılı bağlanmaya sebep olabilir. “Duyguların Anlamını Arayan Mizaç Tipi”ndeki çocuklar ailelerin genellikle nazik ve anlayışlı çocuklar olmaya özen gösterirler ve aile ile iletişim süreci bu yönde ilerlerse güvenli bağlanma stiline sahip olmaları beklenebilir. “Duyguların Anlamını Arayan Mizaç Tipi”ndeki çocuklar ergenlikten itibaren giyim tarzları ve yaşama bakış açılarındaki özgünlükte aile ile arasında bir anlaşmazlık veya iletişim bozukluğu olması halinde bağlanma stilleri arasında değişim olabilir. “Bilginin Anlamına Ulaşmayı Arayan Tipi”ndeki çocuklar genellikle aile bireyleri içerisinde ailenin en sessiz sakin kimseye karışmayan çocuğudur. Arkadaşları eğlenceli faaliyetler yaparken onun evde tek başına olması genellikle tek başına faaliyetlerde bulunması keyifli zamanlar geçirebilirler aile bireylerine güvenli olarak bağlanabilirler. Aileler baskı yapması durumunda farklı faaliyetlere yönlendirmek istemesi durumunda kaçıngan bağlanmasına sebep olabilir. “Entelektüel Dinginlik Arayan Mizaç Tipi”ndeki çocuklar aile kavramına çok önem verirler. Ailelerin kendilerine olan güven ve desteğini kaybetme korkusu hissettiklerinden ve aynı zamanda zarar görmekten korktuklarından dolayı güvensiz & kaygılı bağlanma sebep olur. “Keşfetmenin Hazzını Arayan Mizaç Tipi”ndeki çocuklar ailenin pozitif, enerjik ve neşeli yapılarıyla ailelerinin neşe kaynağı olabilirler. Hareketli, meraklı, heyecanlı, hayalperest mizaç tipindeki çocuklardır. Aile içindeki disiplin bu canlılıklarını mizacından uzaklaştırmaya yönelikse kaygılı bir biçimde bağlanabilirler. Çocuklarıyla birlikte eğlenmeyi bilen ve onların neşesine eşlik edebilen anne babalar onlara daha yakın bir ilişki kurabilir bu güvenli bağlanmanın temelini atmamıza yardımcı olur. “Mutlak Güç Arayan Mizaç Tipi”ndeki çocuklar küçük yaşlardan itibaren aile üyelerinin doğal koruyucusu olmaya eğilimlidirler. Örneğin aile üyelerinden herhangi birine haksızlık yapılması durumunda derhal savunmaya geçer ve onları korumaya çalışır. Ya da anne babası boşanmış, “Mutlak Güç Arayan Mizaç Tipi”ndeki bir çocuk kendisine tembih edilmemiş olsa dahi babasının yokluğunda annesini koruma görevini kendiliğinden üstlenebilir. Bu tür durumlarda çocuk, engellenme yaşadığında güvensiz bağlanma stili geliştirmesine sebep olabilir. “Fiziksel Konfor Arayan Mizaç Tipi”ndeki çocuklar fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına çok önem verirler özellikle yemek yemeği ve uykuyu severler bu ihtiyaçlarının karşılandığı ortam karşılandığında aileleri ile huzur ve bütünleşmeyi yaşadıkları için ailelerine güvenli bağlanmasına neden olur.